Yokluğunun Ardından

Bir Veda Hutbesi’yle ayrıldın aramızdan,
Sonra sahabelerin birer birer ardından.
Bizim de bahtımıza acı bir yalnızlık düştü.
Anladım sensiz bülbül güle neden küstü.
Sene 632…
Ne hicranla yıkanmış bir yıl.
Evrenin tüm saatleri ayrılığa kuruldu.
Ashabın hıçkırıkları tüm şiirlerin fonuydu.
Gökyüzüne dokunsan ağlayacak,
Zira tüm bulutlar grinin en koyu tonuydu,
Bir tepeye tırmandın, ağır ağır.
Bu veda haberini duymaktansa,
Ashab, Razı ebediyen olmaya sağır.
“Ümmetim” dedin,
“Ümmetim” dedin…
Belki bu size son seslenişim, bilemem,
Dedin ve yangın düştü kalbine yüz bin sahabenin aniden.
Korkarım Ebû Bekir’in saçlarını beyazlatır bu veda,
Korkarım Ömer’in yüzüne tebessüm uğramaz bir daha.
Beytü’l-Haram’da hiçbir ayrılık böyle can yakmadı.
Yusufların nur yüzüne hicran beni düştü.

Mecnunların derdi büyük,
Leylâlar anlamadı.
Yetimlerin başını okşayan bir mübarekelin vardı,
Sen yoksun…
O yetimlerin de saçları tozlara bulandı.

Bu ayrılık Yakubları Tekrar kör edecek, korkarım.
Korkarım Yusuflar Tekrar dönecek zindanlara.

Ferhatların tırnakları dayanır mı, bilmem.
Sen gittin…
Yalancı güneş kaldı Ufkumuzı aydınlatmaya çalışan.
Tadı yok güllerin artık, Onlar da yalan.
Sen yürürken Mekke sokaklarında Adım adım,
Ardında gülden güzel kokun kalırdı.
Rüzgârlar öpmeden geçemez saçlarını.
Ceylanları bile Kendinden geçiren güzel gözlerin vardı.
Şimdi yoksun…
O güzel kokunu da Bizden zalim bir rüzgâr aldı.
Anaları sütten kesti bu veda,
Bebeklerin emdiğinin zehirden farkı yok.
Ya seher kuşları, Kimin için söylesin şarkılarını şimdi ?

Vefakâr örümceğin de Yeni bir ağ örmeye takati yok.
Ömer’in kamburu arttı, diyorlar, Yokluğunun ardından.
Ali’yi dert sardı, Dertleşeceği sırdaşı yok.
Bilâl’in de boğazında düğüm düğüm nefesi;
Zira çağırırken ümmeti namaza,
“Hayya ale’l-felâh, hayya ale’l-felâh…”

Gelenlerin içinde Ümmetin Efendisi yok.

Şimdi anladım Yıldızlar neden ardından Birer birer etmekte firar.
Anladım Kırlangıçlar neden bu kadar kısa yaşar.

Anladım Kelebekleri ateşlere sürükleyen Aşkının sırrını.
Şimdi anladım Bebekler neden ağlayarak doğar.

Sen niye ağlarsın ey Osman?
Zira seninvuslatın ancak ömrün kadar.
Ben yanayım hâlime bir kandil gibi, Usul usul…
Zira benim kavuşmam Çok düşük bir ihtimal.

Ezgi Sözleri © 2026